12 Ekim 2011 Çarşamba

Hüznün Mevsimi

Güneş elini çekiyor artık...

Saklanıyor kendi dünyasına... Başka kıtalara saklıyor kendisini.

Ve maskesi düşüyor yeryüzünün.

Aslında seviyorum bu halini. Hem de çok.

Tüm nesneler aslına dönüyor yavaş yavaş. Renkler canlılığını kaybediyor. Etsin. Böyle daha güzeller.

Yerlerde sararmış yapraklar... Gri gökyüzü...Gri deniz...

En güzeli...

Ve şarkılar... Hüznü, içine dönmeyi tamamlayan en güzel unsurlar...

Bazen bir şarkı duyarsın radyoda. Ve seni alır götürür çok uzaklara. Zamanda yolculuk yapılmazmış... Peeeh hadi ordan. Yapıyoruz işte...

Mesela ben şimdi radyoda çıkan bir Tan şarkısıyla ilk staj yılıma gidebildim. Bir çok zorluğun ardından şansımın döndüğü zamana.

Daha çocuktum. Daha tecrübesiz. Daha, daha,daha...

Ha şimdi büyüdüm mü tabiki hayır vakti zamanında yaşayamadığım çocukluğum şimdi dışarı vurmak istiyor kendini:)

İnsan kendini çözemiyor.

Ya da bende bir sorun var.

Olayların meydana geliş hızına yetişemiyor.

Duyguların değişim hızına yetişemiyor.

Kâh gülüyor, kâh hüzünleniyoruz.

Tek bildiğim,

her ne kadar ilkbaharı çok sevsem de sonbahar ayrı güzel yaaa....






Bu resimden sonra düşündümde eeenn kısa zamanda bir Eminönü turu yapılmalı...

1 yorum:

  1. Hüzünlendirdin gercekten...... izlemeye aldim seni. Güzel postlarda görüsmek üzere. Bende beklerim www.nesliname.blogspot.com

    YanıtlaSil

Aman efendim yorum yapan elleriniz dert görmesin :))