26 Aralık 2012 Çarşamba

Zaman Geçiyor...


"Şimdi bu tümsekli yolun çukurundayım
Ben tırmandıkça geride kalır güller
Karşılaşırsak sor ki pişman mıyım?
Olan olur biten biter hayat devam eder"

Şu an ki duygularımı tarif etmem imkansız diyebilirim. Bu şarkıyı 534684516 kez dinledim bu postu yazana kadar sanırım. 

Zaman geçiyor.

Su gibi. 

Bugün 2 kişiyle bunu çok daha iyi anladım.

Daha bir kaç gün önce lisedeydik yani ben öyle hatırlıyorum aradan geçen zamanı görmek istemiyorum.. O, benden bir alt sınıftaydı. Aynı servisteydik. O bana çok yakın bir mesafede oturuyordu.

8 sene boyunca hep birbirimizleydik. Arada konuşmadığımız oldu. Arayıp sormadığımız zamanlar. Ama o zamanlarda biliyorduk ki biz birbirimize küsmezdik. Kırılmazdık. Kalbimiz birdi. Hani 40 yıl aramasak da bilirdik bunu.

Aşkına, sevgisine, göz yaşına,kahkahasına şahit oldum. Birbirimizin omzunda teselli bulduk çoğu kez.

Hani hep derim ya tek çocuğum ama kardeşlerim çok diye. İşte O'da onlardan biri... Ne kadar kızsam da sevgisi değişmeyenlerden.

Kuzucum o zamanlarda birini sevdi. Çok sevdi. O da onu sevdi. İlk başlarda onaylamasam da O'nun mutluluğu önemliydi. 

Kuzucum şimdi 6 yıllık sevdiğine hayaline kavuşuyor.

Ben ise şu an şoktayım. Kuzucuk 3 gün sonra evleniyor. 

Zaman bu kadar hızlı mı geçti?

O büyüdü mü?

Ne zaman büyüdü?

Abla olmak böyle bir şey mi?

Şimdi istemsiz akıyor gözyaşlarım. Engel olamıyorum. 

Mutluyum tabii. Ama büyümüş ki..

Buradan ona br mesajım var..

Kuzucum. Nerede, kiminle, nasıl olursan ol. Ben hep yanındayım. Ablan olarak. Hep seninleyim.

Şu an seninle mesajlaşıyoruz. Gelinlikli resmini görünce hepten koptum. Ama seviyorum seni şebek. 

Ve son olarak..

"Olan olur, biten biter hayat devam eder"...



Eeee Naber?

Merhabaaaaa

Farkındayım çok ama çook tembelleştim.

Abarttım hatta.

Ama özel hayatım ve iş hayatımdaki yoğunluk varyaa beni mahvetti.

Annem ameliyat oldu. Büyük bir ameliyattı. Ev,yemek falan hepsi tamamen bendeydi. E iş eklenince bir de üstüne aman aman yani.

Şükür ki atlattık.

Ayh...

Kendime hiç ama hiç vakit ayıramaz oldum.

Ama buu dönemde tarifler deneyimler falan bolca var yani.

Bugünlerde Sıla Zor Sevdiğimden şarkısına feci taktım. Defalarca dinlesem bıkmam yani...

Sizlerr neler yapıyorsunuz?

Unuttunuz mu beni hı?

9 Kasım 2012 Cuma

Çok Sahiplenmemek Lazım.

Evet çok sahiplenmemek lazım kimseyi.

Ben mesela tek çocuğum. Bu sebepten dolayı hayatımda hep eksikliğini yaşadığım kişilerin yerine birilerini yerleştirmeye çalıştım.

İyimserliğimle bunu yaptım da.

Ama onlar tarafından yeterince sahiplenilmediğim için acı çektim hep.

Üzüldüm.

Ama kendimdeki değişimleri görüyorum çok şükür.

Lafımı esirgemiyorum artık.

Kimseye minnet etmiyorum.

Beni hayal kırıklığına uğratanlar için üzülmüyorum.

Herkesi sevmiyorum artık.

Hakedene hakettiği değeri vermeyi öğrendim.

Kendime önem göstermeyi öğrendim.

Görüyorum gerçekleri.

Önceliklerim tamamen değişti zaten acayip haller o da ayrı bir post konusu olur

Ne bileyim.

Öyle işte....

20 Ekim 2012 Cumartesi

Vee Süprizlerle Ben:)

Farkındayım

çooooook ama çok uzun zamandır yoktum

fakat haklı sebeplerim vardı :)

güzel sebepler :)

Nişanlandım :)

Vallaa :)

Hemde hiç aklımda yokken.. Hiç düşünmezken...

Hatırlarsanız Yuvacık piknik fotoğrafları paylaşmıştım. 5 yıldır aynı kanalda çalışıyoruz fakat benim düzenlediğim piknikte tanıştık.

4 ayda gelişti ve 9 Eylülde söz, 30 Eylülde nişan yaptık.

Ben hala idrak edemiyorum o ayrı :)

Sözüm çok güzel geçti fakat gel gelelim nişanda çok sorun yaşadım.

Benim elbisemi değil de 3 beden küçük başka bir elbise vermişler bana adiler....

1 gün önce bana olan elbise 1 gün sonra 3 beden küçük geldi ve ben bunu kuaförde farkettim.

Nişanlığın içine tıktılar beni zorla arkadan bağladılar ama ölüyorum sandıım nefes alamıyorum bildiğin nefesim kesildi.

Bayıldım falan hatta o derece.

Ninalığın içinde hareketsizce kurbanlık koyun gibi başımın yapılmasını bekledim ama onda da sorun oldu. Kuaför denen saygıdeğer güruhlar başımı berbat yaptılar iğrenç oldu.

Fotoğraf çekiminden sonra eve geldik anemi gördüğüm an ağlıcaktım dayandım tuttum kendimi tek düzgün olan şey makyajımın bozulması istemedim.

Elbisemin arkasına kıyafetin renginde kumaş koydurdum kurdelayı daha geniş bağlattım da biraz toparladım kendimi. Başımı da bozum tekrar kendim yaptım.

Nişanı yaptığımız kafeye girdiğim anı anlatamam yaa

bu kadar insan ne için burada falan dedim bir ara :D
Herkes bana bakıyo falan. ama yüzüm nasıl düştü bu kıyafet fiyaskosundan sonra anlatamam.

nişanın sonlarına doğru bir ara kendimi pistin ortasında elimde zilli tefmidir nedir onunla oynarken buldum herkes etrafıma dizilmiş bana bakıyodu :D

Fotoğraf eklemeye çalıştım ama yüklenmiyor şaşırdım..

nişanlığım model olarak sultan modeliydi böyle bir ara "Ben Hüremim. sülümanım nerde " diye dolanıyodum :)

Nişan bitti eve geldik bu sefer de nişanlığı çıkarma sorunsalı çıktı ortaya. oturttular beni yere 2-3 kişi çekiyolar yukarıdan nişanlığı. Zor zahmet çıkardılar.

O gece yattığımda nefes alamadım ve ağrıdan uyuyamadım çünkü kemiklerim birbirine geçmişti :(

Ertesi sabah bi baygınlık geçirdim. konuşamıyor gülemiyor en önemlisi nefes alırken acı çekiyordum :( Sonra ne oldu bilin bakalım?

annemler nişanlığı götürdüklerinde durumu şiddetli bi şeklde anlatmışlar adamlar da bizi suçlamışlar.

sonrasında da nişandan  5 gün geçti akşam telefonum çaldı açtım "merhaba nişanlığınız hazır gelip alabilirsiniz" dediler. Nasıl hazır yaa diye sorduğumda ne dediler bir bilin Allah aşkına azcık tahmin etmeye çalışın.
Yok yorulmayın tamam.
ee şey paketledik hazırladık almanızı bekliyoruz dedi şe...ler yaa

ne diyosun ya dedim telefondaki kıza ağzıma geleni saydım benim nişanım 1 hafta önceydi mahvettiniz diye.ağır konuştum oh rahatladım

5 gün güzel geçti izne ayrılmıştım. gezdim tozdum görümceciiim ve onun dünya tatlısı arkadaşı bizde kalmıştı epeyce gezdim.

Nişan fotoğraflarımı yıllardır üye olduğum bir forumdann Hatice ablam çekti. Kendisinin 10 parmağında 10 marifet vardır. sırf benim için teee İzmirden kalktı geldi sağolsun. Gelmesi beni nasıl mutlu etti anlatamam. O ve Banuşum ablam... sağolsunlar nişanımda yanımdalardı. gelmeleri beni çok sevindirdi. hatta akdığım bazı haberlere göre banuşum ablam bir ara epeyce duygulanmış annemle azcık ağlaşmış :) ellerinde büyüdüm çünkü. bazen sanal ortamdan gerçeğe taşınan insanlar gerçekte varolduğunu düşündüğümzden daha yanımızdalar.

Hatice ablamın fotoğraf sayfasına gitmek için Hatice Fotoğraf a tıklayabilirsiniz. Tavsiye ederim. Güler yüzü yetiyor :)))

İşte böyle...

Yorucu ama güzel bir süreçten geçtim. İnşallah düğüne kadar olan kesimde bu ev işlerini falan da paylaşırım sizlerle.

Ha bir de nişandan sonra ben bir hasta oldum ki evlere şenlik.

İznim bitti işe başladım ertesi gece ben kıpırdayamadan kaldım canım yanıyo hareket edemedim. doktor sinirsel dedi. 1 hafta yattım hala da geçti diyemem :(


Ayh yoruldum :)

En kısa zamanda görüşmek dileğiyleeeeeeee

Not: Fotoğraf eklemeye çalışacağımdır












26 Eylül 2012 Çarşamba

Sahi insan kardeşiyle nasıl konuşur?

Sahi insan kardeşiyle nasıl konuşur?
Nasıl muhabbet eder?
Kardeş demek özgürlük demek olabilir mi?
İki kardeş arasındaki diyaloglar nasıl olur?
Anneyle, babayla, eşle, arkadaşla olan her muhabbet ayrıdır. Peki ya kardeşle olan nasıldır?
Evet... Pazar günü nişanım var ve benim meleklerim cennette...
Ablalarının rüyasına gelseler ya :(
 
 
 


 

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Ben Geldiimmm :)

İhii...

Ben geldiim...

Evet her zaman böyle uzun aralar veriyordum ama bu sefer güzel bir sebebim vardı....

Bayram tatilinde memleketime Kayseri'ye gittim.

Çoooooooook güzel geçen 4 günün ardından yeniden evime işime döndüm.

Aslında köye gidip gelmek bana hem çok iyi hem de çok kötü geldi.

Ne bileyim karışık.

Bol bol gezdim. Bol bol fotoğraf çektim. Bir sürü akrabamı gördüm. Bir sürü kalabalığa karıştım.

Fotoğraflarımın bir kısmını paylaşacağım tabii burada.

Ama ayıklamam lazım malum 1515 adet fotoğraf çekince kolay olmuyor :)


Eylül ayı gelince güzel telaşlarımı paylaşacağım sizlerle...

Kafa karışıklıklarım, heyecanlarım, hayallerim... Hepsi bir arada yürümeye çalışıyor ama bir ipte bin cambaz oynatamıyorum.

Bir dahaki postta görüşmek üzere :)

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bir Telaş Bir Telaş

Aslında tatlı telaşlar bunlar...

Ama her kafadan bir ses çıkınca canım sıkılıyor.
Özellikle ailem sağolsun. Sanki her şeyin en lüksünü istiyormuşum gibi davranılıyor bana.
Ama öyle değil işte. Ben  de farkındayım bütçemizin. Asla kimseyi zora sokmak istemem. Ama bazı unsurlar da görmezden gelinemez zaruri şeyler yani...

Olacak olacak güzel şeyler olacak.

07-08 Eylül müstakbel ailem gelecek. Ve söz takılacak.

Nişan tarihimiz de muhtemelen Eylül sonu...

Güzel heyecanlar beni bekliyor gibi...

Bir de stres olmasa....

15 Ağustos 2012 Çarşamba

14 Ağustos 2012 Salı

Çekiliş :)


Kuaybe Gider Tasarım  şık tasarımlarından 3'ünü Çatı Katı Blog takipçilerine hediye ediyor :) hediye kampanyasına katılmak için tıklayınız..

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Üç nokta...

...

Söyleyeceklerim bu kadar.

Üç nokta...

Ha bir dee ?

Noktalama işaretlerimiz başlı başına birer anlam taşıyor.

Sıralamaya koyarsam hislerim aynen aşağıdaki gibi;

1- ?
2-...
3-!

O kadar....

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Hayat...

Bugün sizlerle 2010 yılında diksiyon kursuna giderken hocanın isteğiyle yazdığım bir yazımı paylaşacağım...

"Hayat…
Minicik bir bedenden çıkan müthiş bir çığlıkla başlayıp sessizce sona eren, uzun gibi görünüp aslında çok kısa olan yol…
Kim bilir kaç kişinin yüreğine umut tohumları serptik dünyaya gelirken.
Belki de o küçük çığlık geleceğe dair bir önsezinin dışa vurulmuş haliydi. Kim bilir!
Aldığımız her nefeste bir duygu sakladık. Kimi zaman düştük ağladık kanayan yaramıza, kimi zaman güldük geçtik ağlanacak halimize.
Zamanla büyüdü acılarımız,mutluluklarımızı küçülterek. Çocukken daha kolay atlatıyorduk üzüntüleri. Bir yerimiz acıdığında annemiz öperdi ve acı birden kesilirdi. Şimdi ise “Ya o sihirli öpücük bir daha hiç konmazsa acıyan yüreğimize” diye korkmaya başladık.
Korkuyoruz gelecekten… Korkuyoruz başımıza geliceklerden… Neyin iyi neyin kötü olduğunu bilememekten.
Ama ne olursa olsun hep gülmeyi seçtik. Dalga geçiyoruz hayatla. Ne yaşarsak yaşayalım inadına güldük. Ufacık şeylerden kocaman sevinçler çıkardık. Aslında mutluluk çok da uzağımızda değil. Kimi zaman ilk bahar sabahında kimi zaman bir bebeğin bakışlarında.
Hayata karşı direnç kazanmak, gözyaşlarımıza yenilmemek için küçük tebessümleri toplayıp büyük kahkahalar atmak lazım bazen.
Çok gülenler değil midir en çok ağlayanlar zaten… "




22 Temmuz 2012 Pazar

1 Gün...

1 Gün...

Sadece 1 günde değişir mi insanın hayatı?

1 günde "İşte bu!" der mi insan?

Ya da 1 gün de "Bunda bir şey var?" ?

O 1 gün 2 hayatı 1 hayatta toplayabilir mi?

Cevap mı?

Değiştirir.

Der...

Toplar...

1 günde olur bunlar. 1 gün hayatını etkiler insanın. Öyle de güzel etkiler ki...

Çok şükür dersin. İyi ki dersin..

Önemli olan da bunları diyebilmek değil midir zaten.

5 sene aynı havayı soluduğun insan 1 günde çıkar karşına.

Ve 1 ömür boyu aynı havayı solumak için...


Ve o 1 günde O'nun gözünden ben..

Haberli habersiz bir çok fotoğrafımı çekmiş o gün.
Bir ömür çekeceğini düşünerek.
Ve ilk kez birine olduğum gibi poz verebilmişim.
Bir ömür olduğum gibi görüneceğimi hissederek...

Ve o günler uzak değil..

26 Mayıs'tan bu zamana kadar her şey o kadar inanılmaz bir hızla ilerliyor ki...

Hayırlısı diyorum.

İyi ki diyorum...

Ve buradan O'na mesaj;

Önümüzdeki haftasonu Galata Kulesine gitme davetini tabiki de kabul ediyorum :)

...

20 Temmuz 2012 Cuma

Ramazan Geldi Hoş Geldi



Malum,
Bugün Ramazan Ayına kavuştuk.
Rabbim hakkıyla yaşamayı nasip etsin.
22 Yaşında olan ben "Nerde o eski Ramazanlar" demek istemiyorum...
Çünkü hiç bir coşku göremiyorum etrafta.
Yaz aylarına denk geldiği için herkesin mızmızlandığını görüyorum.
Ama oruç sabır işi değil midir zaten?
Sabredebildiğimizi, O'ndan gelen nimetlerin kıymetini anladığımızı, her şeyin O'ndan geldiğini ve O istemezse O'nun nimetlerinden faydalanamayacağımızı göstermek değil midir Yaradan'a ?
Tabi ki herkesin kendi tercihi.
Ama o Ramazan coşkusunun samimiyetini yitirmesi üzüyor beni.

Yine de...

Hayırlı Ramazanlar...

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Ne Kadar??

Bir insan hayatında başka bir insana neden kapılarını açar?

Neden O'nu seçer?

Neden O olsun ister?

Neden sever?

Bir insanı özel yapan şey nedir?

Neden özel olunur?

Özel olduğunu nasıl anlarsın?

Nedir istediğin?

Nedir kafanı karıştıran?

Nedir içini acıtan?

Zaman ne derece ilaçtır?

Dozu nedir?

Ne belirler bu ayarı?

Zamana bırakmak mı yoksa zamanla bırakmamak mıdır önemli olan?

İnanmak nedir?

Kayıtsız şartsız inanmak nedir?

Doğru nedir?

Neye göre derecelendirilir?

Nedir seni öncekilerden ayıran?

Öncekilerden ayrılman için gereken süre nedir?

Öncesi sonrası var mıdır?

Miladı var mıdır?

Kalp ile akıl aynı anda aynı şeyi ne zaman söyler?

Biri acırken biri ne yapar?

Ne düşünür?

Ben bu soru işaretlerini nasıl çözeceğim?

Hadi bakalım...

10 Temmuz 2012 Salı

Eridim... Söyleyeceklerim Bu Kadar Kısa Ve Derin...

E bu başlığın üstüne söylenecek bir şey yok herhalde...

Malum yaz sıcakları yakıp kavuruyor. Ve ben bu sıcaklarda harıl harıl Ramazan ve yeni yayın dönemiyle cebelleşiyorum.

Bu yoğunlukta bloğuma da uğrayamıyorum ne yazık ki...

Hayatımdaki güzellikler arttıkça aslında buraya yazacak daha çok konum oluyor.

Daha yazmam gereken bir Fethi Paşa Korusu-Üsküdar gezisi ve Boğaz turu var. Ve bunların hepsini aynı günde yaptım.

Çok güzel karelerim var sizlerle paylaşmak istediğim, ama bloğuma fotoğraf ekleyemiyorum.

Yapmak istediğim çok şey var bloğumla ilgili. Annişin diktiği yeni kıyafetlerimi eklemek istiyorum. Hatta Perşembe günü bir kombin postu yapabilirim.

Dur bakalım aşka geliyorum yeniden inşaallah. Şu rehavetten kurtulayım bi. Güzel postlarla döneceğim.

O zamana kadar görüşmek üzere :)))

27 Haziran 2012 Çarşamba

Günün Güzelliği :))))))


Mutlu olmak için ne gerekir?

Ev? Araba? Kıyafet? Ayakkabı? Ve aklıma gelipte buraya yazamadığım bir sürü şey?

Hiç birisine ihtiyaç yok bence.

Gönülden gelen bir tek papatya yetebilir mutlu olmaya.

Veya kalbin hissettiklerinin söze dökülüp yazı olması...

Ve bir şirin... Çocukluğumuzun en güzel hatıralarından biri...

Bu şirin, sırf rastgele bir fotoğrafta görüp beğendim diye aranıp İstanbul içerisinde bulunamayıp Bursalardan bin bir uğraşla elde edildiyse daha da şirin oluyor...

Değer görmek güzel... Kıymetin bilinmesi çok güzel... Önemsenmek çok güzel...

Umarım bu hep böyle devam eder...

Maşallahları unutmayalım lütfen :)




24 Haziran 2012 Pazar

Geç Gelen Bahar



"Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum
Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar
Ayrıca bunun seninle ne ilgisi var
Tabiki ben böyle oldugum için bahar
Çünkü sana değdiğinden beri ellerim
Bütün kış dallarında tomurcuklar var..."

22 Haziran 2012 Cuma

:))




Şu an tek yapmak istediğim tek şey gülmek :))))

Sınırsızca... Korkusuzca... Umutla...

Ürkekliğime arkadaş olarak seçtim tebessümlerimi...

Uzun zamandır yaşadığım sıkıntıları, üzüntüleri,kırıklıkları, öfkeleri geride bıraktım...

Artık önüme bakıyorum... İyi olacağını düşünüyorum...

Çünkü bunun için sebeplerim var...

Rabbim kendi rızasını gözeten kullarına gerekli huzuru veriyor bunu gördüm.

Şükürler olsun...



21 Haziran 2012 Perşembe

21 Haziran 2012, Perşembe...

Bu tarihi belki de ömrüm boyunca asla unutmayacağım.

Gerçi şu an bir boşluktayım. Ne olduğunu ne bittiğini çözemedim hala. Belki de uzun zamana yayılan alışkanlıklarımın bitecek olmasına alışmaya çalışıyorum.

O yüce kudret sahibi, varlığını davranışlarıma yansıttı. Kudretiyle beni bir şeylere yönlendirdi. Hep dua ettiğim şeyi istediğim gibi şekillendirecek inşaallah.

Hayırlısı ne ise o olsun istedim hayatımda hep. Hayırlı mı şer mi bilemediğim durumlarda ise bana hayırlı olanı ver diye dua ederdim.

Artık o zamanın geldiğini hissediyorum.

Enteresan olaylar, rüyalar... Tevafuklar zincirlemesi...

Bakalım kısmet...

Kısmette ne varsa o olur, biliyorum.

Seneye bugün ne olur hiç bir fikrim yok.

Bilinmezlikler, umutlar, hayaller...

Hepsi etrafımı çevrelemiş. 

Umarım her şey gönlümüzce olur...

Umarım seneye bugün çok daha güzel bir post yazmış olurum.

Hayal kırıklığına uğramadan, mutluluk dolu...

Ne demiş Sıla ablamız;

"Bir rüzgara kapıldım gidiyorum.
Sonu hayır mı şer mi bilemiyorum..."


Güzel bir gündü. Değişik bir gün...

Tüm günlerin böyle geçmesi dileğiyle....

20 Haziran 2012 Çarşamba

Karmaşa

?

Evet bugünlerde bolca sahip olduğum şey ?

Neler olacak neler bitecek bunun keşmekeşiyle boğuşuyorum.

Aslında güzel şeyler oluyor. Farkındayım.

Ama hayatımı sanki yaşamıyor da uzaktan izliyorum. Kararlar alan, çalışan, gülen, hisseden, yani kısacası yaşayan ben değilim de bir başkası sanki.

Televizyonda dizi izlermişcesine bir duygu hakim bende.

Aslına bakarsak huzur var. Hayatımda huzur var. Ama korkuda var. Korkularım ağır bastığı için bu karmaşa.

Neyse Sezen Aksu-Hoşgeldin ile  veda edeyim.

"Seyirlik değil, ömürlük olsun. Dilerim bu defa son olsun" der Sezen ablam.

İyi dinlemeler...

19 Haziran 2012 Salı

Yeni Bir Blog :)









                                   







Yok yok ben açmadım.

Yakın bir arkadaşım blog alemine katıldı.

Güzel paylaşımlarda bulunacağını umuyorum..


Buradan ulaşabilirsiniz :))))

13 Haziran 2012 Çarşamba

Geciken Düğün Kombini

Merhabalar efenim.

Bugün geciken düğün kombinimi paylaşmak istedim. Malum 2 hafta önce kuzenimi evlendirdik 7 yıllık sevdiceğiyle. Artık Karadenizli bir gelinimiz var. Bol bol muhlamalar bekliyorum kendisinden.

Ben düğünde tasarımını benim dikimini annemin yaptığı bir kıyafet giydim.

Düğün esnasında çok koşuşturmaca olduğu için adam akıllı bir fotoğrafım yok malesef :(
Elimdekileri paylaşayım.


Gömlek etek ve kemerden oluşuyordu kıyafetim. Gömleğin yakaları, manşetleri siyah saten bir kumaşla dikildi. Önüne ise siyah biye dikti annem. Etek siyah uzuuuuun kloş bir etek.
13 cm'lik topuklu ayakkabı giydiğim için uzun olsun istedim. Ayakkabı ve çantamı Limango'dan aldım. Miss Caroline... 89 TL'ye almıştım. Şalım ise Neva Stile'den. 29 TL'ye almıştım yanlış hatırlamıyorsam.

Görenler kıyafetimi çok beğendi. Açıkçası benim de çok içime sindi yani. Burada fotoğraflarda düğün sonu olduğu için dağılmışım biraz :)


İşte böyle... Daha net bir fotoğraf bulursam tekrardan paylaşırım.

Görüşmek üzereee :)

10 Haziran 2012 Pazar

Yenilenmek Lâzım....

Bööööhhh...


Korktunuz değil mi? Tabi korkarsınız çok sessiz ıssız kalmış blogum. Ama elimde değil ki:)

Daha düğünde ne giydim kombin postu yapacağım peehh :)

Düğünü, pikniği atlattım çok şükür. Ama bu sefer de hastaydım. 2 haftadır geçmek bilmeyen bi soğuk algınlığı bir öksürük aman Allah'ım illallah ettirdi.

Aslında 1 aydır epeyce sıkıntı çektim bunalımlara girdim ama çok şükür atlattım hepsini. Ve yeniden güzel günlerin geldiğine inanıyorum.

Düğünle birlikte o bunalımlı günlerin hepsini tarihe gömdüm. Hakkımda çıkan söylentilerin hepsinin asılsız olduğunu gösterdim insanlara. Tabi algılayabildilerse. Bazen insanın en yakını insana ne kadar çok zarar verebiliyor yahu.

Ama geçti şükür...

Bir özelliğimi keşfettim bu sessiz kaldığım günlerde.

Eğer ki birisi bana büyük bir yanlış yaptıysa hayatımdaki yeri ne olursa olsun hayatımdan birden bire çıkarabiliyor ve asla hayatımda olmamış sayabiliyorum. Şükür.

Ama tabi bunu pat diye yapmıyorum. Öncelikle acaba ben mi yanlış anladım diye kendimi sorguluyorum. Daha sonra acaba karşıdaki mi hata yapıyor diye okları karşıya çeviriyorum. Eğer  ki hata ondaysa farketsin diye bekliyorum. Sabrediyorum. Ama bakıyorum hâlâ düzelmediyse tüm bağlarımı koparıyorum. Ve bunu kan bağım olan kişilere de yapmaya başladım.

Onlar beni kaybetmeyi seçtilerse ben de mahrum ederim kendimden.

Ama atalarımızın dediği gibi "Keser döner sap döner. Gün gelir hesap döner."

Neyse... Tüm bunları atlattıktan sonra yeni bir sayfada hatta yeni bir defterde yaşıyorum hayatımı. Ve kendimi yenilenmiş hissediyorum. Güzel, değişik duygular bunlar. Umarım böyle devam eder.

Bu değişimin farkında etrafımdakiler de...

Annem epeyce mutlu tabi :)

Bir de kendimle ilgili farkettiğim bir şey daha oldu.

Ufacık minicik miniminnacık şeylerden mutlu oluyorum. 1 söz, 1 not, 1 işi bitirme ne bileyim 1 çikolata belki de... Mutlu oluyorum...

Güzel güzel...

Güzel günler beni bekliyor inşaallah...

Görüşmek üzere :)

29 Mayıs 2012 Salı

Yuvacık'tan Kareler

Efenim.

Malumunuz üzere geçtiğimiz Cumartesi İzmit Yuvacık'a gitmiştim.

Tamamen doğa harikası bir yer olduğuna garanti verebilirim. Hatta ekleyeceğim fotoğraflarla da bunu destekleyebilirim yani o derece.

Gittiğimiz Karaaslan tesislerinden bahsedeyim biraz.

Yemeklerde Karadeniz mutfağı hakim. Daha doğrusu aperatiflerde.

Sabah kahvaltıda ne olduğunu tam bilemediğim bir börek çeşidi, köy ekmeği, Karadeniz'den gelen tereyağı ve bal, normal kahvaltılıklar ve kiremitte peynir eritme vardı.

Öğle yemeğinde balık, karışık ızgara ve köfte çeşitleri sundular. Ben köfteyi seçtim ama yiyemedim malesef  çünkü 160 kişiye hazırladıklarından olsa gerek tam pişmemişti.

Amaaa masaya getirdikleri mezeler varyaa o mezelerle doydum desem yeridir.

Şahane bir turşu kavurması, normal turşu, muhlama, kiremitte kaşarlı mantar ve acılı ezme vardı. Köy ekmeğiyle birlikte o kadar şahane gittiler ki anlatamam. Immm olsa da yesek yani :)

Organizatörlerden olduğum için yemek harici pek oturup dinlendiğim söylenemez. 

Yemek yediğimiz yerin yanında bir akarsu vardı. Ve üstünde de salıncaklar. Aman Allah'ım hem korktum hem çok eğlendim :)

Arıza arkadaşlarım vardı ben salıncağa geçince olanca gücüyle salladılar bir de booy boy ürkmüş fotoğraflarımı çektiler hainler :)

Daha sonrasında yürüyüşe çıktık. Benim için çok eğlenceli olabilirdi şayet o arıza dediğim arkadaşlar da gelseydi. Çünkü tek genç bendimm. Ve mecbur gitmem gerekiyordu grup başıydım ://

Şimdi sizleri güzel fotoğraflarla baş başa bırakayım artık :)









Bu fotoğraflar İzmit Servetiye köyüne ait. Çook şirin bir yerdi. 




Burası İzmit'te bir şelale. Adını tam hatırlamıyorum. Ama güzel bir yerdi. Özellikle bu merdivenlere bayıldım desem yeridir.


Tabiki tüm fotoğrafları bu elimdeki makina ile çekmedim. Canon EOS 600D ile çektim fakat 8 GB'lik hafızayı doldurmayı başarınca buna geçmek zorunda kaldım. Ben çekerken bir arkadaşım arkadan beni çekmiş :)


İşte bu kaadaaaarrrr....

Görüşmek üzere :)



26 Mayıs 2012 Cumartesi

Yuvacık :)

Merhabalarr...

Uzun zamandır çok yoğunum. Bu yoğunluğun sebebi ise bugün düzenlemiş olduğumuz piknik etkinliğiydi.

:)

Kanalın "Kurumsal İletişim" bölümünde çalışınca haliyle kurumun etkinliklerini biz düzenliyoruz.

Bugün bu piknik organizasyonunun ilk ayağını gerçekleştirdik. Ve şükür ki sorunsuz atlattık.
Koceli Yuvacık barajının orada bir tesise gittik.

Güzel bir etkinlik oldu. Şu an ne anlatsam boş. Fotoğraf çektim bol bol fakat makina kanalda o yüzden Pazartesi kavuşabileceğim fotoğraflarıma.

Harika bir yerdi. Gitmenizi kesinlikle tavsiye ederim.

Şahane bir köy kahvaltısıyla başladık güne. Her şey Karadeniz'den...

Özellikle kiremitte peynir eritmeye bayıldım diyebilirim.

Öğle yemeğinde ise köfte tercih ettim ben fakat köftelerini beğenmedim pek. O yüzden masaya gelen diğer şahane şeyleri yedim. Muhlama ve turşu kavurmasıyla doydum diyebilirim :)

En kısa zamanda fotoğraflarla geri geleceğim :)

Görüşmek üzeree :)

25 Mayıs 2012 Cuma

Başlık Bulamadım İyi mi? :)

Merhabalar efenim.


Nasılsınız?


Farkındayım yokum uzunca bir süredir.


Fakat öyle bir koşturmaca var ki... Kanalda bir piknik organizasyonuyla yoğunlaştım evde de kuzenin düğünü var önümüzdeki hafta onunla meşgulüz derken bir koşturma aldı başını gidiyor.


Kuzenin düğünü önemli benim için. Giyeceklerimi falan aylar öncesinden hazırladık.


Annem dikti kıyafetlerimi :) Annecik İSMEK'in dikiş kursuna gidiyorda :D Bana yaradı tabi bu. Bir ara bununla ilgili bir post yazacağım. Annemin eserlerini sergileyeceğim. Tasarım benden dikim annemden olunca içime sinen şeyler giyer oldum :)


Malum kapalıyım ve her yerde giyebileceğim şeyler bulamıyorum. Tesettürü modaya çevirdikleri için ya eteklerin boyları olması gerekenden kısa ya tunikler olması gerekenden kısa. Hani içime sinmiyor bu tarz şeyler.


Şimdi artık annem el attı duruma. İstediğim modeli istediğim gibi şekillendirebiliyorum :D


Düğün için de annem beyaz bir gömlek dikti. Bu gömlekte yakalar ve kol manşetleri siyah, ön kısmında siyah biyeler var. Eteğim de siyah kloş etek. Ve siyah kemerle bu gömlek ve eteği birleştiriyorum.


Onun dışında siyah şal, siyah ayakkabı ve çantayla kombinleyeceğim. Amaaa gelin görün ki bu gariban topukluyla hiç arası olmayan bir gariban. E hep spor hep babet nereye kadar dedik ve platform topuklu bir ayakkabı aldık. Limango'dan aldım "Miss Caroline" marka. Çantasıyla set halindeler. Ben çok beğenerek aldım. Şu an için evde rahat yürüyorum ama kaygan bir zeminde ne olurum bilemem :D 
Ayakkabım ve çantam bu. Kıyafetlerimi daha sonra ekleyeceğim tamamen hazır olduğunda inşaallah.

Ben bu bebekle uzun süre nasıl durabilirim nasıl yürüyebilirim bir fikri olan var mı ? :)

Yanımda babet bulunduracağım yine de :)

Dönüşünüzü bekliyorum :)


Görüşmek üzereee :)



11 Mayıs 2012 Cuma

Hadi Bakalım...

Merhabalaarrrrrrr...

Yine kayboldum farkındayım :) Ama bu sefer güzel bir sebebi var :)

Yok canım evlenmiyorum daha :)

Geçtiğimiz Pazartesi araba aldık. Fiat Palio model gri sevimli, minik, şirin bir şey. Biz fındık diyoruz kendisine tabi :)) Çünkü fındık kadar :)

Ve haliyle biz Pazartesi'nden beri akşamları babamın acemliğini atması sebebiyle deneme sürüşlerine başladık. Akşam işte bir geliyorum gece 12'ye kadar yollardayız :)

Başlangıçta epeyce zorlandık alışmakta. Çünkü babam uzuuunca bir süredir araba kullanmıyordu. Yeni yeni toparladı şükür. 3 gündür evin etrafını aştık tabi. Floryalarda Beşiktaşlarda buluyoruz kendimizi :)

Artık tutamaz kimse beni :)

Eee araba var. Fotoğraf makinası da var e ben de var olduğuma göre artık daha çok gezi fotoğrafları göreceksinizdir benden :)

Dün çektiğim fotoğraflar hava sebebiyle kötü oldu yaa :(

Ama önceki gün Florya'da güzel kareler yakalayabildim. Ve doğayla buluşunca biraz kafamı toparladım. Gerçi tekrar dağıldı ama neyse atlatmaya çalışıyorum. Bir şeyler bekliyor beni ama ne ? :( Korkuyorum iyi şeyler olsun isterken istemediğim sonuçlarla karşılaşmaya :(


Neyse çok konuştum fotoğraflarla baş başa bırakayım sizi...


Burası Floryada bir kafe. 1 saat önce yine buradaydım :)




Burası da Fındıklı sahil... Hava kötü olduğu için resimler de güzel olmadı...


Bu da sahilde yürüyen bir ben...


Haydi görüşmek üzereee :)