29 Şubat 2012 Çarşamba

Yeni Ay Yeni Başlangıç...

Evet Mart'la yeni bir iş düzenine de başlıyoruz.

Benim Mart ayında yaptığım başlangıçlarım çoğunlukla beni üzdü ama umarım bu öyle olmaz. Mart ayından oldum olası korkarım ki ben.

Gergin, huzursuz, ve korku doluyum. Aslında yeni müdürümüzden şüphem yok zaten birlikte çalışmışlığımız var. Korkularım başka...

Bakalım. Zaman her şeyin ilacı derler. Umarım hepimiz için en hayırlısı olur.

Ha şunu çok iyi biliyorum yarın ben çok ama çok ağlayacağım...

Oyhhh

28 Şubat 2012 Salı

Aslında bugün dün gittiğim Fetih 1453'le ilgili bir post hazırlayacaktım fakat gün içerisinde tüm gündemimiz dolayısıyla bünyemiz alt üst oldu.

Müdürümüz işten ayrılma kararı almış bir kaç gün önce de bunu bizimle paylaşmıştı. Ona alışmıştım tamam iyi hoş.Bugün onun yerine alınacak kişi açıklandı. Soru işaretleriyle onu da tamamladık. Amaaa bu kadarıyla sınırlı olmadı görev değişiklikleri :(((

Biz ofiste normalde 4 kişi çalışıyorduk. Ablam saydığım güzel insan doğum iznine çıktı. Onun haricinde 3 kişi kaldık. 2 abim ve ben. Gerçekten aile gibi olmuştuk. Yıllardır zaten kanalın en imrenilen bölümüydük. Gerek konumumuz gerekse ortamımız sebebiyle. Birbirimizin dilinden anlıyorduk. Birbirimizi biliyorduk. Ben zaten ellerinde büyüdüm üzerimdeki haklarını asla görmezden gelemem.Çok iyi bir ekiptik. Ama bugün bunu bozdular. Abilerimden birini başka bir bölüme aldılar. Biraz dayatma gibi geldi bize.

Çok üzüldük. Hala istemiyoruz. Ben zaten bu kararı ilk duyduğumda beynimden vurulmuşa döndüm. Gözlerim doldu zor tuttum kendimi ki toplantı sonrasında zaten artık kendime hakim olamadım.

Bahsettiğim abim de şokta. Kendisine  verilen düşünme süresine uyulmadan açıklandı kanala.

Hepimiz üzgünüz:(

Hepimiz kırgınız...

İyi bir ekibi parçalıyorlar resmen. Gerçekten iyi bir ekiptik ama nazara geldik :((

25 Şubat 2012 Cumartesi

Yorgunmuşum Yaa...

He valla... Acayip yorgunmuşum ben de haberim yokmuş. Resmen dökülüyormuşum. Günlük hayatın içinde koştururken farketmemişim.

Bugün çok şükür evdeydim. Aslında evde olmayacaktım bir arkadaşımla buluşacaktım Sultanahmet, Beyazıt turu yapacaktık fakat arkadaşımın annesi hastalanınca iptal oldu. Ve ben bu sabah kendimin de aslında hiç iyi olmadığımı farkettiimmm...

Ama sabah tam komediydi yaa :)

Saat 07:30'da bir uyandım kiii "Eyvah!! İşe geç kaldım!!! Ya bu telefonun alar mı nerede? Telefonum? Telefonum nerede ? Offf zaten geç kaldım servisi kaçıracağım yaaa! Ya da zaten servis kaçtı mı? Kıyafetlerim nerede? Sahi ben ne giyeceğim yaaa?" nidalarıyla yataktan kalkıyorum. Bütüüün bu sorular sadece 1 dakikada geçti aklımdan. Sonrası "Aaaaa bugün Cumartesi.. Ahahahah işe de geç kalmadım. Eee napim uyuyayım tekrar.. Ay yaşasın Cumartesi yaaa oooh bol bol uyurum." şeklinde büyüüük bir sevinçle geri yattım. Tabi uyuyamadım. Sen kalk 1 hafta boyunca bugünün hayalini kur. Beklenen an gelsin. Ve sen uyuyama... Çok feci çookk...

Zaar zor temizlik yaptım. Akşam yemeğini yaptım. Vee gerisi sınırsız tembellik. Annişle birlikte attık kendimizi kanepelere:))

Sadece annemle kalmayı nasıl özlemişim anlatamam.Normalde haftasonu yanımızda mutlaka birileri olur. Hiç tek kalamıyoruz çünkü ya akrabalar çağırır beni ya komşular ya arkadaşlarım:) Özellikle işe girdiğimden beri yetişemez oldum. Akrabalarımla ve arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok seviyorum.

Ablalarım, kardeşlerim ki saydıklarımın hepsi kuzenlerim oluyor onlarla vakit geçirmeyi seviyorum.

Yetişmeye çalışıyorum valla. Yoğun bir tempom olsa da yine de o koşturmayı seviyorum.

Halimden memnunum ama işte yorgunluk çok oluyor. Beden yorgunluğu neyse de zihin yorgun olunca kopuyorum. Hafta içi sürekli bilgisayar iş stresi mahvediyor insanı.

Bu arada 3 gündür Melih Görgün'e taktım. Özellikle de Yüreğim Yanar şarkısına... İçten söylüyor.

Malum Eurovision şarkımız belirlendi ama aklıma ilk gelen "Pepee "İnsan Sevdiğini Hiç Üzer Mi" şarkısı ile gitseydi keşke" oldu :))

Ayy uzun zamandır kendimle kalmamışım ben yaa. Şimdi bir boşluk hissettim iyi mi? :)

Aslında yarın için Fatih'e gidip gezesim var. Ama hiiiiiiiç halim olmadığı için susup oturuyorum:)

Ve ben Fetih' e de gitmek istiyorum.

Çok şey istiyorum çoooooookk :)

Yoruldum bak yine.

Hadi görüşmek üzereee :)))

Haa bu arada çok kısa zamanda yeni bir tatlı deneyeceğim annemi ikna edip malum kendisi berni mutfağa sokmuyor şu sıralar. Ama bunu yapacağım. Sonucu tiz vakitte paylaşırım sizlerle ;))

20 Şubat 2012 Pazartesi

Yine Bir Çekiliş :)

http://syemeks.blogspot.com/ blogunun sahibesi hanım bir çekiliş düzenlemiş. E duyurayım bende :))) Linki aşağıda :)


http://www.yemekaski.com/?p=6337

Yine Gördümm :))

Hani burada bahsetmiştim kardeşimi rüyamda gördüm diye...


Hah işte. Cumartesi kalktım içimde bir huzur var. Sebebini bilmediğim bir huzur, bir mutluluk...
Günün ilerleyen saatlerinde aklıma düştü. Ben o gece rüyamda büyük kardeşimi görmüştüm. Ablasının yakışıklısı yine ablasının bunaldığı bir anda gelmişti rüyama. 


Bu sefer benim olmasını beklediğim ama bir türlü netlik kazanamayan bir durumum varmış ve o bu durumu açıklığa kavuşturuyormuş hem de benim istediğim gibi sonuçlanıyormuş olay.


Ve öyle bir rüya ki hani gerçek hayatta yaşıyormuş da günlük hayatımızdan bir kareyi yaşıyormuşuz gibiydi. 


Onların sayesinde 2 kez yaşıyorum. Bir gerçek hayatta bir de onlarla birlikte rüyalarımda. 


Gerçekten çok büyük sevinç oluyorlar bana meleklerim. Büyük olanla aramız çok daha iyi. Hatta en büyük destekçim o. Rüyamda net olarak görmesem de hep var o. Rüyalarımın hislerimin özünde bir şekilde hissediyorum kuzumu. 


Çok başka bir duygu bu. Çok hüzünlü ama bir o kadar da huzur verici. Onların varlığını kalbimde hissediyorum resmen ve bu beni mutlu ediyor. Beni unutmamaları, benim de onları istediğimi bilmeleri huzur veriyor bana. Hani hayal dünyası veya bilinç altından kaynaklanan rüyalar değil bunlar eminim. Gerçek hayatta yaşıyormuşum gibi oluyorlar. En önemlisi uyandığımda kalbimde hissediyorum oonları.


Küçük olan kuzumla rüyamda hep kavga ediyoruz hiiç sözümü dinlemiyor beni hiç. Hatta öbürü de abla bırak o hep böyle sinir ediyor diye bana onu anlatıyor. Canlarım benim yaa :))


Siz hep gelin ablanızın rüyasına  olur mu kuzularım?


Ben sizin varlığınızı hep kalbimin ta içinde hissediyorum. Sizin kalpleriniz belki bu dünyada bedenen yok ama benim kalbimde atıyor buna emin olun.


Belki bedenen miniciktiniz annemizden ayrıldığınızda ama biliyorum ki siz daha bir nokta kadarken bile bir candınız. Ruhunuz vardı. İnancımız bize bunu bildiriyor. Ve yine biliyorum ki siz masumiyetinizle geziniyorsunuz etrafımda. 
Hissediyorum sizi...


Bazen hayal ediyorum bedenen de yanımda olsanız nasıl olurdu diye. 


Ayy kardeşlerime mektup başka bir post konusu olsun zira ofiste ağlamak istemiyorum :)


Bana bu huzuru yaşattığınız, beni mutlu ettiğiniz, bir şekilde yanımda olduğunuz için binlerce şükürler olsun kuzularım...





Masamı Seviyorum :)

İhii :)))

Masamı seviyorum... Hem de çok. Çünkü süslüyorum kendisini dilediğim gibi :) 
En son telefonuma kalpler yapıştırdım. Çok şeker oldular. Beklediğim bir kaç şey var onlar da gelsin masamın tamamının resmini çekeceğim.
Şimdilik sadece telefonumu ekleyip kaçıyorum :))

Görenler çatlaksın kızım sen yaa diyor ahahahaha :))





Çok şeker değil mi ? :)))))

Güzel Bir Çekiliş :)

Merhabalar...
Bir blog geleneği olan çekiliş haberi vereyim. delansey.blogspot.com sahibesi hanım güzel bir çekiliş duyurusu yapmış bloğunda.Ahanda linki aşağıda :)



http://delansey.blogspot.com/search?updated-max=2012-01-27T16:54:00%2B02:00&max-results=7

17 Şubat 2012 Cuma

Portakal Jöleli Haşhaşlı Kek

Merhabalar...

Dün gece canım çok ama çoook sıkıldı. Saat 23:30 civarı yani :)

Malum Limon ölünce çok üzüldüm kafamı dağıtmam gerekiyordu bunun için de eeen iyi yöntem mutfağa girmekti benim için:)

Aslında ıslak kek veya çikolatalı kek yapacaktım. Ama bir baktım kakao bitmiş evde. E o saatte açık bir yer bulmakta zor :)

Benim de aklıma böyle bir şey yapmak geldi.  Tarifi kafamdan uydurdum gayette güzel oldu.

Malzemeler şu şekilde;

Keki İçin;

*3 Yumurta
*1 Sb. Şeker
*1 Sb. Yoğurt
*1 Sb. Yağ
*1 Sb. Portakal Suyu
*1 Portakal Kabuğu Rendesi
*1,5 Yemek Kaşığı Haşhaş
*2 Pk. Kabartma Tozu
*1 Pk. Vanilya
*Alabildiği Kadar Un

Jölesi İçin;

*1 Sb. Portakal Suyu
*1 Çb. Su
*Bir Tutam Portakal Kabuğu Rendesi
*2 Yemek Kaşığı Nişasta
*1 Yemek Kaşığı Pudra Şekeri

Yapılışı:

Yumurta iyice çırpılır. Sonra şeker eklenir tekrar çırpılır. Portakal suyu, yoğurt,yağ sırasıyla eklenir çırpılır. Daha sonra un,kabartma tozu, vanilya eklenir çırpılır. En son haşhaş ve portakal kabuğu rendesi eklenir iyice karıştırılır. Yağlanmış kek kalıbına konularak pişirilir.

Jölesi için: Portakal suyu ve su sos tavasına konulur. Pudra şekeri eklenir iyice karıştırılır şeker eritilir. Daha sonra portakal kabuğu rendesi ve  nişasta eklenir koyulaşana kadar karıştırılır. Jöle kıvamını alınca altı kapatılır.  

Pişen kekin üzerine güzelce dökülür. Vee sonuç aşağıdadır..



E benden bu kadar. Kekim gayet sevildi olduğu gibi kanala götürdüm ve bitirildi :)
Başka tariflerde görüşmek üzere :))

16 Şubat 2012 Perşembe

Akide...

Malum dün birtanecik şeker kuşum Limon'u kaybettim.


Çok başka bir kuştu o. Çok sevimli cana yakın şımarık. Her hareketiyle kendini sevdiriyordu.
Hatta geçen hafta ben hasta yatarken geldi başıma fıstıık fıstıık diye bana öpücükler attı. Benim geleceğimi önceden seziyordu hemen adımı söylemeye başlıyordu. Gördüğünde sevinçten çıldırıyordu.


Ben ve annem çok ağlayınca babam da Limon'u aldığı yere gitmiş bir tane daha almak için.


Bu arada kuşumun ölüm sebebi üşümek değilmiş zavallım soba dumanından zehirlenmiş :(((


Babam kuşçudan Limon'un öz be öz kardeşini almış gelmiş. Ama buna hiç içim ısınmadı renksiz bir kere. Bir de çoğaltmak için bunu yabani yetiştirmişler. Kendi gölgesinden korkuyor manyak.



Adını Akide koydum. Kuşçumuz bana söz verdi. Limon'un renginde bir yavru kuş olunca hemen Akide'yi değiştirecek.


Akide diye çağırıyorum bakmıyor, korkaak diyorum hemen bakıyor. Yanında konuşunca korkuyor. 




İşte misafirimiz Akide'nin fotoğrafları aşağıda...




15 Şubat 2012 Çarşamba

Limon'um Öldü :((

Dün sabah evden en son çıkan isim babamdı...


Annem teyzemin ameliyatına gitmişti. Eve geldiğinde balkonun kapısı açıkmış. Limonum da balkon kapısının önünde duruyordu.Üstü kapalı duruyordu üşümesin diye polar örtmüştüm üstüne. Annem hemen evi ısıtmış. Ama poları açıp bakmamış. Limon diye seslenmiş ses vermiş kuşum. 


Sonra ben eve geldim ve hemen geri çıktık annemle hastaneye gitmek için. Eve geldiğimde yine kuşuma bakmadım sesi soluğu çıkmıyordu ama bakacak halim de yoktu. Yatarken artık bir bakayım dedim. Bir baktım kiii üşümüş donmuş kıpırdayamıyor. Hemen annemle ısıttık biraz kendine getirdik. Kafesine koyduk yattık. Sabah kalktığımda ölmüştü:(


Bu kadar üzüleceğimi hiç bilmiyordum. Çok canım yandı. Allah daha büyük dert vermesin ama o da bir candı ve çok seviyorduk birbirimizi :(

Günün Güzelliği...

Biliyorum çok ihmal ediyorum bloğumu...


Ama şu sıralar ne yazacak mecalim var ne de hissiyatım...


Ne bileyim kış sebebiyle mi böyle oluyor bilmiyorum. Bahar gelse coşarım belki, bilemiyorum...


İşler de rutin gidiyor zaten. 


Ev rutin.


Hayatım rutin.


Neyse buu bunalım modunu geçeyim güzel şeylere geleyim.


Malum dün sevgililer günüydü. İnanmam kutlamam sevmem o ayrı.Ha bir şey yaptım mı evet yaptım. Anneme sıklamen çiçeği aldım ne romantik değil mi:))


Bugün de sponsorumuz bize güzel bir aranjman getirdi. Müdürüm de onu bana hediye etti ofisin tek baayanı olaraktan :))


Onun resimlerini ekleyeyim.


Gülün yeri bende çok başka. Bilmiyorum kokusu kendisi beni bağlıyor. Çok seviyorum.


Belki özdeşleştiği gerçek Sevgilidir buna sebep bilmiyorum.


Ama çok güzeller yaaaa







6 Şubat 2012 Pazartesi

Muhteşem Haftasonu :))

Bu sefer gerçekten muhteşemdi :)

Uzun zamandır ilk kez dolu dolu bir hafta sonu geçirdim diyebilirim.

Etrafımda hep sevdiklerim vardı.

Cumartesi günü kalktım temizliğe başladım. Çünkü akşamında çok uzuun zamandır görüşmek istediğim misafirlerim olacaktı. Temizliğimi yaptım, az buçuk ikramlığımı hazırladım.

Akşam misafirlerim geldi... Gerçekten çok uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Misafir ağırlamayı çok severim ama çok sevdiğim insanlar geldiği zaman daha çok seviyorum.

Onlarla ve çocuklarıyla güzel bir akşam geçirdik. Ben doymadım ama neyse :( İnşallah kısa sürede tekrarını yaparız. Misafirlerime incirli tatlı,makarna salatası,körili kurabiye ki bunun mahleplisini yapacağım kısa zamanda yapmıştım.

Dün de yaklaşık 1,5 aydır göremediğim yeğenime gittim. Aslında öz yeğenim değil malum tek çocuğum. Teyzemin torunu. Ama babasıyla küçüklüğümden beri abi- kardeş gibi olduğumuz için o bana hala der. Gerçekten de halası gibi hissederim. Öz halalarına o o kadar düşmez zaten.

Çok güldürdü beni veled. Hatta aklıma gelen diyaloglarımızı yazayım ben :))

Yeğenim etrafımızda başka halası olmamasına rağmen bana D... hala D.... hala diyip duruyordu. Bende  "Halacım ismimi söylemene gerek yok normal, (burada virgülün yerinde normal davranbilirsin demek istemiştim) hala diyebilirsin dedim.
Bizimki bu sefer bana Normal hala Normal hala demeye başladı. Ben tabi gülmekten toparlayamıyorum kendimi :D Hatun normal hala deyip duruyor. Benim güldüğümü görünce de "Hala sen benle dalga mı geçiyooon?" dedi e tabi bunu söyleyen veled 3,5 yaşında olunca ve dünya tatlısı bir bilmiş olunca daha çok gülmeye başladık:)

O çok başka bir çocuk ya. Çok özel bir çok. 12 yıl bekledikten sonra geldi ama pir geldi yani. Bilmediği bir şey var mı bilmiyorum. Yemeğe besmele çekerek başlar falan :)

Bitti mii? Taabi ki bitmedi:)

Dün akşam yürüyüş yaparak geldim eve. Malum masa başı iş olunca hareket imkanım pek olmuyor ve bu da bana kötü bir şekilde dönüyor. Yarım saat falan yürüdüm. Eve geldim kiiii pat telefon. Bu sefer de babamın arkadaşı bize geleceklerini sölüyorlar. Ve ben hazırlıksızım :)

Evde hazırda hiç hamur işim yok :) Neyseki bu haftasonu misafir yönünden çok şanslıydım Cumartesi günü gelen misafirlerim gelirken kek ve börek getirmişlerdi. Börek hazırdı ama kek haşhaşlı kekti ve nefisti. Dünkiler de kurabiye tarzında birşeyler getirmişlerdi o şekilde geçirdim:)

Neyse geldiler. Bunlar da hani bu Umutsuz Ev Kadınları'ndaki Elif var ya öyle bir aile. Biri 7 yaşında, 3.5 yaşında ikizler olmak üzere 3 erkek  ve bir de daha 1 yaşına yeni girmiş kızları var. Erkekler afacan mı afacan. Aynı o dizidekiler gibi. Eksiği yok fazlası var yani o derece afacanlar. Ama çook tatlılardı... Kız da çok cimcime. Dün akşamım da onlarla geçti. Yani bu hafta sonu epeyce çocuk sevebildim:)

Neyse çok uzun oldu :) Sizi haftasonundan karelerle baş başa bırakayım:)








2 Şubat 2012 Perşembe

Her Yerde Kar Vaarrr

Şikayetçi miyim? Aslaaaa


Tamam dün işe gitmekte çok zorlanmış olabilirim.


Tamam 2 saat boyunca gelmeyen otobüs,minibüs,taksiyi beklemiş olabilirim.


Tamam ilk bulduğum boş taksinin önüne atlamak suretiyle durdurmuş da olabilirim.


Amaaa amaaaaa ben o 2 saatlik süreçte fotoğrafta çektim.


2 saat boyunca güzel manzaralara şahitlik ettim.


Beyaz nimetin kıymetini bilmek gerek. Zira onsuz hastalıklar hepten çoğalıyor. Ayrıca kış kışlığını yapmalı.


Hani şu yaz gelir aman çok sıcak yandım kış gelir aman çok soğuk dondum diyenleri de anlamıyorum.


Kime şikayet ediyorsunuz ki?


Ne haddimize?


Buyrun şimdi dün çektiğim kar resimleriyle baş başa bırakayım sizi...