31 Mart 2012 Cumartesi

Bazen...

"Nasıl kızıyorum kendime bazen,
Bazenler çoğalıyor bazen..."

Tıpkı bu şarkıda olduğu gibi... Nasıl kızıyorum kendime bazen. Neden bilmiyorum. Fazla iyi niyetli olduğum, herkesi kendim gibi zannettiğim için belki de.

En çok bu yüzdcen zarar görüyoruz ya zaten. Enteresan bir hal anlayacağınız. Sen sana emredilen gibi olursun fakat kötü kalpliler bunu kullanır.

Ne bileyim. Etrafım gün geçtikçe kalabalıklaşıyor. Gün geçtikçe çevrem genişliyor. Fakat ben bir yandan bu duruma sevinirken bir yandan da korkuyorum.

Herkes gibi olamıyorum. Vurdumduymaz,sorumsuz,sorunsuz,kıymet bilmez olamıyorum. Evet farkındayım hak edilenden fazla değer verdiğimin. Ama elimde değil tersi.

Zamanın durduğu anlardan oluşan bir dönem geçiriyorum şu sıralar.Zamanın geçmesini hem çok istiyor hem de çok korkuyorum.

Ürküyorum. Ürkütücü geliyor bazı düşünceler.
İstediğim gibi olmamasından ürküyorum. Yıkılmaktan, dağılmaktan ürküyorum.
Bilmiyorum yaa... Melankoliye bağladım gece gece.

Rabbim gönlümüze göre versin:)

24 Mart 2012 Cumartesi

Baharın Şarkıları...

Bu bahar sadece şarkılar genellikle bahar depresyonu için çalışıyor benden söylemesi...

Ama şahaneler ya...

Dinlediğim 3 şarkı var sadece. Dönüp dolaşıp bunları dinliyorum hem de defalarca.

Şu an çok pis depresyona vurdum kendimi...

Bu şarkılar şöyleler efenim.

Emre Aydın-Soğuk Odalar


Durdu zaman bi şey diyemedim
Gitmek istedin ve gittin
Aynı gökyüzünde,ayrıydı güneşin
Söyle bari,iyi misin

Burası soğuk,soğuk odalar
Yoksun neye yarar
Örtünsem kat kat yorganlar aman
Soğuk soğuk olanlar

Vurdum dibe kadar
Halimden yalnız uyuyanlar anlar.

Soğuk,soğuk odalar
Yoksun neye yarar
Örtünsem kat kat yorganlar aman
soğuk soğuk olanlar
Vurdum dibe kadar
Halimden yalnız uyuyanlar anlar.
Anladım bu son durak
Beni anılarla yalnız bırak
Tutmam gereken bir matemim var
Hislerim var, unutmam gereken
Yanar yanar durur kalbim,
Kan ağlar ağlar durur
Senin bende kalan
Günahın var, sözlerin var
Unutup gittiğin
Es nereye istersen
Nerde çok sevdiysen
Uğra bir geçersen
Maziyi savura savura
Es deli rüzgarlarla
Kalbimi bir arada
Tutamam, yaşayamam
Son nefesim ol
İçime Es
Ne zaman istersen
Aynı yerdeyim ben
Es kaza sevmişsen
Kalbimi kavura kavura
Es deli rügarlarla
Yüreği bir arada
Tutamam, yaşayamam
Son nefesim ol
İçime Es
Ne kadar oldu gideli bilmiyorum geçen zamanı.
Zamandan saymadım zaten sensiz geçen her anımı
Hevesim kırık yüreğim buruk ne olacaktık bak ne olduk
Canım istemiyor zoruma gidiyor böyle yaşamak bana ölüm geliyor


Senden sonra arasamda öncesini
Alıştım acı çekerek almaya nefesimi

Yaram ne kanar ne kabuk bağlar giden unutur,kalan hep yanar
Kaçsam kaçamam her yerde kokun var
Sensiz uyandığım kaçıncı günüm
Aynada gördüğüm yorgun yüzüm
Bana hiç tanıdık gelmiyor inan

Yaram ne kanar ne kabuk bağlar giden unutur kalan hep yanar
Kaçsam kaçamam her yerde kokun var.
Sensiz uyandığım kaçıncı günüm,
Aynada gördüğüm yorgun yüzüm,
Bana hiç tanıdık gelmiyor inan

Şarkı isimlerine tıklayıp şarkılara gidebilirsiniz. Dinleyin derim. Şu an Emre Aydın'ı 6. kez dinliyorum. Müziği çok güzel...Bu şarkıyı neden bu kadar beğendiğimi de öğrendim az evvel. Düzenlemesini Mustafa Ceceli yapmış. Adamın şarkılarını otomatik olarak alışmış bünye beğeniyor demekki. Yaklaşık bi 15. yi dinlediklten sonra gördüm Cecelinin düzenlediğini. Ama harbi güzel yani.
Hayır işin gıcığı ağlayasım var ama ağlayamıyorum da.
Püffff...

Veee Bahar Gelirr...

Evetttt


En sevdiğim mevsim artık kendisini gösterdi :)
Nisan ayında doğduğum için midir bilmem ama baharı çok severim. İlkini de sonunu da ama ilkini daha çok :)
Günler uzayıp etraf ışıl ışıl olunca değmeyin keyfime.
Kışın bir gün bana yetmiyordu. 24 saati iyi değerlendiremiyordum havanın çabucak kararması ve günlerin kısacık olması yüzünden. Bahar gelince içim neşeleniyor. Ama şöyle de bir şey var bahar depresyonundaydım dün ben :D Gün gün değişiyor halet-i ruhiyem :D


Bir de fotoğraf çekmeye merak saldım şu günlerde iyice. Kanalda Canon 600D ile çekiyorum tabi fotoğraflarımı. Bayılıyorum makinaya yaa :) Ben bile sayesinde şahane fotoğraflar çekiyorum. Benim Nikon var compakt ama  olsun o da çok işe yarıyor.


Şimdi ne alaka bahardan fotoğraf makinasına geçmek diyeceksiniz. Ama bence hiç demeyin. Bahar demek daha çok fotoğraf demek benim için :)


Kanala gelirken her sabah gördüğüm bir park var. Bu parkın yamacı şimdi sapsarı:) Hafta içi servisle geldiğim için fotoğraflama imkanım olmuyor. Fakat bugün bol bol fotoğraf çektim:)


Çok ilginçtir İstanbul'a en son kar yağdığında bu yamaç bembeyaz olmuştu. Fakat ertesi gün sapsarı çiçekler vardı.
Ve sinir bozucu bir durum var, ben fotoğraf çekerken yoldan geçen arabaların dat dat korna çalması uyuz etti beni. Yanımdan geçen insanlarda böyle saçma sapan bakmasalardı iyi olacaktı kendimi uzaylı gibi hissettim bir ara.


Of ne çok konuşmuşum:) Hadi ben sizi fotoğraflarımla baş başa bırakayım artık :)














Dünümün Özeti...

Evet tuhaf bir başlık oldu. Farkındayım :D

Dünümün özetini bir yiyecek oluşturuyor. Daha doğrusu aynı şeyin bir kaç çeşidi :)

Ahanda buyruuunnn






İşte bu güzeller beni dün kendilerine bağladılar... Immm süperler özellikle çileklisi :)

Şu son bir kaç aydır bir çikolata manyaklığı var bende ya hayır olsun bakalım :)



22 Mart 2012 Perşembe

Tam 1 Sene...

Evet...


Tam 1 sene oldu... Şimdi ne olduğunu baştan anlatayım.


İyi  mutlu bir ailem, güzel bir işim, etrafımda beni seven bir sürü insan, sevdiğim çok güzel insanlar vardı. Ama bir şey eksikti. Sanki bir şeyi ihmal ediyordum hep. Ne kadar içimden ben O'nun emirlerine uyuyorum desem de içime sinmiyordu. .


O içime sinmeyen şeyi bilsem de işime gelmiyordu. Şeytan işte vesvesesiyle daha erken diyordu. Tamam okul zamanlarımdayken yapamazdım başaramazdım ama artık önümde hiç bir engel yoktu. Ailem, çevrem, işim her şey ama her şey buna uygundu.


Bir gün o ŞEY'i benden yaş yaş küçük bir kızda gördüm. Komşumuzun kızıydı kendisi. Baktım kıza şöyle bir... İmrendim, özendim... İşte o gün "Neden olmasın?" dedim kendime. Neyi bekliyordum ki artık?


Bir arkadaşıma bu fikrimi açtım. Çok sevindi. Hatta etrafımdaki insanların içerisinde buna en çok o sevindi diyebilirim. Ve en büyük destekçim o oldu son ana kadar.


Benden çok o hevesliydi, heyecanlıydı. Tabii ben de heyecanlıydım ama o daha bir sevinçliydi.


Sürekli o şeyi düşünüyordum. Etrafımda o şeye sahip olan herkese danıştım. Güneşli Günler bloğunun sahibesi canım ablacım da o zaman sorularıma yoğun bir şekilde maruz kalmıştı :)
Ki zaten bu kararımı ilk öğrenenlerden birisi de oydu.


Kararımı anneme açtım. Yıllardır istediği şeyin gerçekleşeceğini hem de bunu benim istediğimi duyunca çok mutlu oldu çok. Duydum sonradan çok ağlamış sevincinden kuzumm :)


Evet artık kesin karar vermiştim. Kapanacaktım.


23 Mart Çarşamba günü iş yerinden izin aldım. Yoldaşım annemle alışverişe çıktık. Fatih zaten tesettürün merkezi... Mağaza mağaza dolaştık. Bana ne yakışır? Nasıl giymeliyim? Ne ile neyi giyebilirim? gibi milyonlarca soruyla zaten etrafımdaki kapalı hatunları bunaltmışken onlardan aldığım cevaplarla alışverişimi tamamladım.


İtiraf ediyorum bir an vazgeçmeyi düşünmüştüm (Allah korusun) Ama sebebi şöyle;
Mağazalara giriyorum her şey ateş pahası. İistediğim gibi bir şey bulamıyorum. Zaten kafamda binlerce soru bir de tezgahtarların kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeleri falan derken çok bunaldım. Fatih'te caddenin ortasında ağlamaya başladım :)

Sonra toparladım ama hemen kendimi.

Başka arayışlar içerisine girdim. Buldum da zaten.

Aldıklarım hala duruyor. Çarşamba günü gittiğim için pazara girme fırsatım da olmuştu.

Bir de şöyle komik anım var. Ben alışverişe başım açık gittim. Tesettür kıyafetlerine saldırınca böyle şaşkın şaşkın bakanlar oldu. Onlar öyle bakarken ben "Kapanıcam da o yüzden" diyince şaşırıp kalıyorlar.

Alışverişim bitti eve geldim. Babam ütüledi kıyafetlerimi :) Heyecanlandı o da çok. Sevindi. Ben ütülerim dedi :)

Giydim kıyafetimi ve başımı örttüm. İlk işim teyzemlere gitmek oldu. Çünkü teyzemin ve enişteminde çok istediği bir şeydi bu. Teyzem beni karşısında öyle görünce dondu kaldı haliyle.
Eniştem eve geldiğinde salona girmedi. Beni yabancı birisi zannetmiş. Baktım bu gelmiyor ben gittim yanına baktı baktı "Hele şükür yaa" diye bir tepki verdi.

Benim 2 numaralı kuzense "Hadi canım. Vaaaayy süper olmuşsun yaaa" diye bir çığlık attı :)

Ertesi gün kanala gittim. Kanaldakiler ise tamamen şok olmuştu. Bir kaç kişi biliyordu ama bu kadar ani olacağını bilmiyordu. Ofisin kapısından girer girmez beni gören abim ve ablam epeyce şaşırmışlardı. Ablam biliyordu gerçi. Ama abimin tepkisi çok komikti:)
Abilerimin biri de beni yeni stajyer zannetmişti :)

Herkes çok şaşırdı ve çok sevindi...

Ama şunu biliyorum ki hayatımın dönm noktalarından biriydi bu karar. Asla pişmanlık duymadım. Aksine neden bu kadar bekledim ki diye kızdım kendime.

İsteyerek yapınca içine tamamen siniyor insanın. Kesinlikle içinizde azcık varsa o duygu peşinden gidin derim ben.

İşte bugün tam 1 sene doldu. Rabbim hakkıyla örtünmeyi nasip etsin.

Buraya kadar okuyabildiyseniz size de kocaman bir alkış :)

Görüşmek üzere :)))

19 Mart 2012 Pazartesi

Yazılmayı Bekleyen Postlar...

Merhabalaaarrrr


O kadar çok şey var ki yazılmayı bekleyen... Hepsi ayrı birer post konusu. Ama beynimi toparlayıpta yazamıyorum. Yoğun iş temposunda kendimi kaybediyorum.


Şimdi aklıma gelen post konularını yazayım.


*Fetih 1453 izlendi o yazılacak..
*Ablaya kahvaltıya gidildi.
*Yeni yaptığım fazla beğenmediğim ama yine de alternatif olabilecek krem karamelli kek tarifi
*Bir arkadaşımın yaptığı ve hep onaylanan kek tarifi
*Dün çıktığım Üsküdar gezisi
*Şeker'in yaramazlıkları
*Sosyal medya ileti derlemeleri (ki buna öncelik versem iyi olacak galiba)
*Ofisi dekore etme çabalarım
*İnsanlarda garibime giden durumlar
*Bahar coşkusu
*Çevrem ve hayatımla ilgili gözlemlerim-özlemlerim


Az daha düşünsem yine konu çıkar da önce bunları bir bitireyim :)


Kafamı toparlayabildiğim bir zaman yazacağımdır.


Saygıler, hürmetler


:)))

17 Mart 2012 Cumartesi

Güzel Şeyler Olsun...

Lütfenn lütfennn


Güzel bir şeyler olsun hayatımda ve hayatımızda lütfen...


Şu sıralar sürekli bir hastalık modu var evde. Annem rahatsız.


Ben iş yoğunluğu nedeniyle pilim bitmiş şekildeyim.


Haftada 1 gün iznim var ve o gün ne yapacağımı şaşırıyorum.


Şu sıralar baharın artık kesin bir şekilde gelmesini istiyorum. Günler uzasın ki gündüz bir şey yapamıyorsam bari akşamlarım ziyan olmasın. Tazelenelim. Yenilenelim. Aileme, dostlarıma,akrabalarıma daha çok vakit ayırabileyim. O kadar çok kişi var ki görüşmek istediğim. İki adım ötemde kuzen Zuzu 'ya bile gidemiyorum o derece yani.


Nisan ayında Açıköğretim sınavlarım var onlara çalışamıyorum ki İşletmeye dair hiç bir fikrim yok. Akşama kadar kanalda yoğunum eve gidince gözlerimi açamıyorum sanırım bu seneyi gözden çıkardm ben.


Amaaaaaaaaaaaa


Bu yoğunluktan şikayetçi miyim? Asla...


Çalıştığımı hissediyorum. Aktifleştim daha çok. Ve bu durum beni geliştiriyor.


Şu an tek istediğim hayalini kurduğum bir kaç şeyin gerçekleşmesi. Onlar da istediğim gibi olursa ooo değmeyin keyfime.


Rabbim hepimizin gönlüne göre versin inşaallah...

12 Mart 2012 Pazartesi

ÇEKİLİŞ

Yine çok güzel bir çekiliş var efenim

http://neselioyuncaklar.blogspot.com/2012/03/hediye-veriyorum.html?showComment=1331509609356#c1360108601579672620

Şeker'im Geldiii :)))

Malumunuz Limon'um biricik kuşum 1 ay önce ölmüştü :(

Onun ölümüne çok üzüldük ailecek çünkü o bizim aileden biri gibi olmuştu. Veled gerçekten çok sevimliydi çok tatlıydı.

O öldüğü gün evde ses olsun diye Limon'u aldığımız yerden yine Limon'un kardeşi olan beyaz kuş Akide'yi almıştık. Fakat ne annemin ne babamın ne de benim içimiz bir türlü ısınmadı. Sevemedil. Çok yabaniydi. 

Kuşçumuz Limon'un yeni kardeşlerinin olduğunu, istersek onların renkleri belli olduğunda bize bir tanesihni verebileceklerini söyledi. Tabi halimi görünce onlar da üzüldüler :) Ama hainler kuşlarıma koyduğum isimlere çok güldüler.

Ne var canım Limon'da Akide'de Allah Allaaah :)

İşte Akide'ye ısınamayınca gitti ve yine onların kardeşleri olan Şeker geldi :) Gördüğümüz an annem de ben de ama çoook şeker buuuuuuu diye bağırınca adı da Şeker olsun istedik :) Henüz 1 aylık. Limon'da 1 aylıktı bize geldiğinde. O yüzden çabuk ısınmıştı. Akide daha büyüktü o ısınamadı bizde ona ısınamadık.

Ama gerçekten çok Şeker :)

Çokda yaramaz  ama :))

İştee size Şeker'im :)







Abartısız saatlerce bu şekilde asıyor kendini:) Gagasını mı güçlendiriyor ne bizi daha iyi ısırabilmek için. Henüz beni ısırmışlığı yok gerçi o kadar öptüm sevdim bir şey yapmadı ama annemle babamı ısırdı :)
Bu velede çok ısındım çoook :))

10 Mart 2012 Cumartesi

Bir Ses Vereyim...

E artık bir ses vereyim değil mi?

Bir süredir yazamıyordum. Malum iş yoğunluğum 2 kat arttı. 2 kişilik dev kadro olduk. Hatta bugün müdürümüz "Onlar benim cengaverlerim yaa" bile dedi yani:)

Bugün çok ama çook cimcime bir bücürle tanıştım. Yeni müdürümüzün cimcime kızı :) Ama dehşet bir şey ya ağzım açık kala kaldım :)

Ofise geldi salına salına hemen incelemelere başladı. Hatta bir ara sohbet bile ettik ki o zaman ben şok oldum kaldım :)

Kurduğu cümle aynen şu şekilde;

"Emrah beni hep itiyor, yanında istemiyor. Keşke onun dikkatini çekebilecek kadar güzel bir kız olsaydım."

Ben  ve diğer abim gülmekten öldük. Hiç beklemediğim bir cümleydi:) Cimcime çok güldürdü beni daha çoook :)

Yeni nesil çok fena yaa :)

Bu hafta işten gelir gelmez hemen uyudum desem yeridir. Beynim zonkluyor resmen. Uyumakta değildi aslında böyle baygınlık gibi bir şey. Dışarda olan biteni biliyorm ama tepki veremiyorum o derece bezgindim yani. Bir de migren tuttu ki of diyorum.

İş yerinde işini bilmezlerle boğuşmak, izleyicilere laf anlatmak, yayın akışı, bültenler vs. derken ben de bittim yani.


Ama aynı zamanda çokda eğlenceli geçti. Son 2 gün zaten elimde fotoğraf makinasıyla dolaştım. Kanaldan resimler falan çektim çok eğlendim çook :)

Ha bu hafta limangoya çok kızdım. 2 haftadır beklediğim kargoyu göndermemekte ısrar ediyordu ki bugün kargoya vermişler ama haftasonu olduğu için gelmedi tabi.
Bir gelse yeni bir tarif deneyeceğim inşallah.

Anında eklerim buraya bir yapabileyim.


Şu sıralar aslında çok çalışmak çok geliştirmek istiyorum kendimi.

Haberler yazayım, bültenler yazayım, fotoğraf çekeyim sürekli bir şeyler yapayım, oradan oraya koşayım falan. Bunu istiyorum.
Müdürüm  zaten  bu isteğimi destekliyor sağolsun:)

Ya ama şimdi şöyle kötü bir durum var. Benim 1 tatil günüm var ve ben o gün ne yapacağımı şaşırıyorum.
Temizlik,aile ile vakit geçirmöe, akrabalarla toplanma,arkadaşlarla buluşma vs. vs. vs. bir çok plan oluyor ama ben hiç birini yapamıyorum:s

Temizlik hariç :@

Amaan bak canım sıkıldı yine :/

Ya farkettim de ben uzun zamandır adam akıllı bir yazı kaleme almadım. Neden acep? Duygularımı mı kaybediyorum yoksa ? N'aman Allah'ım nayır nolamazzz!!!

Şu yorgunluklarım bir geçsin dönüşüm muhteşem olacak :P

Haydi kalın sağlıcakla :)

2 Mart 2012 Cuma

Dağıttım Kendimi Toparlanmam Lazım

Merhabalar...

Evet an itibariyle böyle düşünüyorum.Son zamanlarda yaşadıklarım ve buna fazlaca tepki göstermem aslında geçmişin birikimiydi sanırım.

Bilmiyorum.

Ama epeyce bir daraldım şu sıralar.

Toparlanacağımdır inşaallah en kısa zamanda.

Ne içime ne dışıma bakabiliyorum :)

Bahar gelseydi bi o zaman beni kimse tutamazdı coşar da coşardım :)

Seviyorum baharı ben ya. İlki olsun sonu olsun bahar olsun bizim olsun:)

Bak ne diyor Sertap abla;

Sen gidersin, İstanbul farketmez
Gelirsin gidersin, İstanbul üzülmez
Acı çeker özlersin, İstanbul hissetmez
Nasıl nedir halin,İstanbul düşünmez


Doğru vallahi.

Kocaman şehir...
Kalabalık şehir...
Büyülü de bir şehir...

Ama ben bir türlü sevemiyorum. Aslında şöyle; seviyorum ama İstanbul'da yaşamayı sevmiyorum.
Ben daha sakin yerleri seviyorum yapımdan dolayı. Memleketim Kayseri'm ve yarı memleketim Adana'yı çok seviyorum mesela. Özellikle Kayseri'ye gittiğim zaman resmen yenileniyorum. Format atılmış gibi oluyorum. Kendimi buluyorum, özüme dönüyorum.

Ama İstanbul'un kargaşası,kalabalığı,sıkış tıkışlığı beni aşırı derecede bunaltıyor.

Anadolu yakası yine iyi Avrupa'ya göre. Burası hepten kaybetti kendini. Bir tane yeşillik alan olmaz mı? Yok. Ama saysan 50 tane AVM çıkar.

Daralıyorum bu tarz yerlerde. Binalar da birbirine yapışık zaten.

Öyle yani...

Bugünlerde yine "1 sene önce şöyleydi" modundayım :)

Sanki benim bu ruh halimi biliyormuş gibi radyolar da televizyonda hep benim geçen sene bu zamanlar dinlediğim şarkılar çıkıyor iyi mi :)

Yeri geliyor canım yanıyor yeri geliyor mutlu oluyorum.

Ayy..

Bu ayın 23'nde benim miladımın 1. senesi dolacak.

O gün buna dair post hazırlayacağım zaten söylemeyeyim şimdi buradan.

Aaa ben uzun zamandır fotoğraf çekmiyorum ve yayınlamıyorum değil mi yaa?

Du etrafta çekecek güzel şeyler olsun en tiz vakitte yapacağım bunu.

Aaa hatta var bir kaç resim onları ekleyeyim. Kız kulesi manzaralı.

Daldan dala atladım yine :)

Dalgın ve üzgün olduğum zamanlarda kafamı ancak bu şekilde boşaltabiliyorum. Daha doğrusu bu şekilde konuşmak benim epeyce yorgun ve bunalmış olduğumun belirtisi...

Neyse artık benim Cumartesi tatillerim iptal olduğu için ben ufaktan kaçayım.

Bir süre böyle gidecek sanırım.

Yenilikleri hazırlamak için fedakarlık gerekiyorsa seve seve yaparım arkadaş :)

Haydi görüşmek üzere :))

Çekiliş Varr

http://dizimanyaq.blogspot.com/2012/03/birinci-ayn-serefine-ilk-cekilis.html#comment-form

Yukarıdaki adreste güzel bir çekiliş sizi bekliyor :) 


Sevgilerimle :)