28 Temmuz 2012 Cumartesi

Üç nokta...

...

Söyleyeceklerim bu kadar.

Üç nokta...

Ha bir dee ?

Noktalama işaretlerimiz başlı başına birer anlam taşıyor.

Sıralamaya koyarsam hislerim aynen aşağıdaki gibi;

1- ?
2-...
3-!

O kadar....

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Hayat...

Bugün sizlerle 2010 yılında diksiyon kursuna giderken hocanın isteğiyle yazdığım bir yazımı paylaşacağım...

"Hayat…
Minicik bir bedenden çıkan müthiş bir çığlıkla başlayıp sessizce sona eren, uzun gibi görünüp aslında çok kısa olan yol…
Kim bilir kaç kişinin yüreğine umut tohumları serptik dünyaya gelirken.
Belki de o küçük çığlık geleceğe dair bir önsezinin dışa vurulmuş haliydi. Kim bilir!
Aldığımız her nefeste bir duygu sakladık. Kimi zaman düştük ağladık kanayan yaramıza, kimi zaman güldük geçtik ağlanacak halimize.
Zamanla büyüdü acılarımız,mutluluklarımızı küçülterek. Çocukken daha kolay atlatıyorduk üzüntüleri. Bir yerimiz acıdığında annemiz öperdi ve acı birden kesilirdi. Şimdi ise “Ya o sihirli öpücük bir daha hiç konmazsa acıyan yüreğimize” diye korkmaya başladık.
Korkuyoruz gelecekten… Korkuyoruz başımıza geliceklerden… Neyin iyi neyin kötü olduğunu bilememekten.
Ama ne olursa olsun hep gülmeyi seçtik. Dalga geçiyoruz hayatla. Ne yaşarsak yaşayalım inadına güldük. Ufacık şeylerden kocaman sevinçler çıkardık. Aslında mutluluk çok da uzağımızda değil. Kimi zaman ilk bahar sabahında kimi zaman bir bebeğin bakışlarında.
Hayata karşı direnç kazanmak, gözyaşlarımıza yenilmemek için küçük tebessümleri toplayıp büyük kahkahalar atmak lazım bazen.
Çok gülenler değil midir en çok ağlayanlar zaten… "




22 Temmuz 2012 Pazar

1 Gün...

1 Gün...

Sadece 1 günde değişir mi insanın hayatı?

1 günde "İşte bu!" der mi insan?

Ya da 1 gün de "Bunda bir şey var?" ?

O 1 gün 2 hayatı 1 hayatta toplayabilir mi?

Cevap mı?

Değiştirir.

Der...

Toplar...

1 günde olur bunlar. 1 gün hayatını etkiler insanın. Öyle de güzel etkiler ki...

Çok şükür dersin. İyi ki dersin..

Önemli olan da bunları diyebilmek değil midir zaten.

5 sene aynı havayı soluduğun insan 1 günde çıkar karşına.

Ve 1 ömür boyu aynı havayı solumak için...


Ve o 1 günde O'nun gözünden ben..

Haberli habersiz bir çok fotoğrafımı çekmiş o gün.
Bir ömür çekeceğini düşünerek.
Ve ilk kez birine olduğum gibi poz verebilmişim.
Bir ömür olduğum gibi görüneceğimi hissederek...

Ve o günler uzak değil..

26 Mayıs'tan bu zamana kadar her şey o kadar inanılmaz bir hızla ilerliyor ki...

Hayırlısı diyorum.

İyi ki diyorum...

Ve buradan O'na mesaj;

Önümüzdeki haftasonu Galata Kulesine gitme davetini tabiki de kabul ediyorum :)

...

20 Temmuz 2012 Cuma

Ramazan Geldi Hoş Geldi



Malum,
Bugün Ramazan Ayına kavuştuk.
Rabbim hakkıyla yaşamayı nasip etsin.
22 Yaşında olan ben "Nerde o eski Ramazanlar" demek istemiyorum...
Çünkü hiç bir coşku göremiyorum etrafta.
Yaz aylarına denk geldiği için herkesin mızmızlandığını görüyorum.
Ama oruç sabır işi değil midir zaten?
Sabredebildiğimizi, O'ndan gelen nimetlerin kıymetini anladığımızı, her şeyin O'ndan geldiğini ve O istemezse O'nun nimetlerinden faydalanamayacağımızı göstermek değil midir Yaradan'a ?
Tabi ki herkesin kendi tercihi.
Ama o Ramazan coşkusunun samimiyetini yitirmesi üzüyor beni.

Yine de...

Hayırlı Ramazanlar...

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Ne Kadar??

Bir insan hayatında başka bir insana neden kapılarını açar?

Neden O'nu seçer?

Neden O olsun ister?

Neden sever?

Bir insanı özel yapan şey nedir?

Neden özel olunur?

Özel olduğunu nasıl anlarsın?

Nedir istediğin?

Nedir kafanı karıştıran?

Nedir içini acıtan?

Zaman ne derece ilaçtır?

Dozu nedir?

Ne belirler bu ayarı?

Zamana bırakmak mı yoksa zamanla bırakmamak mıdır önemli olan?

İnanmak nedir?

Kayıtsız şartsız inanmak nedir?

Doğru nedir?

Neye göre derecelendirilir?

Nedir seni öncekilerden ayıran?

Öncekilerden ayrılman için gereken süre nedir?

Öncesi sonrası var mıdır?

Miladı var mıdır?

Kalp ile akıl aynı anda aynı şeyi ne zaman söyler?

Biri acırken biri ne yapar?

Ne düşünür?

Ben bu soru işaretlerini nasıl çözeceğim?

Hadi bakalım...

10 Temmuz 2012 Salı

Eridim... Söyleyeceklerim Bu Kadar Kısa Ve Derin...

E bu başlığın üstüne söylenecek bir şey yok herhalde...

Malum yaz sıcakları yakıp kavuruyor. Ve ben bu sıcaklarda harıl harıl Ramazan ve yeni yayın dönemiyle cebelleşiyorum.

Bu yoğunlukta bloğuma da uğrayamıyorum ne yazık ki...

Hayatımdaki güzellikler arttıkça aslında buraya yazacak daha çok konum oluyor.

Daha yazmam gereken bir Fethi Paşa Korusu-Üsküdar gezisi ve Boğaz turu var. Ve bunların hepsini aynı günde yaptım.

Çok güzel karelerim var sizlerle paylaşmak istediğim, ama bloğuma fotoğraf ekleyemiyorum.

Yapmak istediğim çok şey var bloğumla ilgili. Annişin diktiği yeni kıyafetlerimi eklemek istiyorum. Hatta Perşembe günü bir kombin postu yapabilirim.

Dur bakalım aşka geliyorum yeniden inşaallah. Şu rehavetten kurtulayım bi. Güzel postlarla döneceğim.

O zamana kadar görüşmek üzere :)))