23 Temmuz 2012 Pazartesi

Hayat...

Bugün sizlerle 2010 yılında diksiyon kursuna giderken hocanın isteğiyle yazdığım bir yazımı paylaşacağım...

"Hayat…
Minicik bir bedenden çıkan müthiş bir çığlıkla başlayıp sessizce sona eren, uzun gibi görünüp aslında çok kısa olan yol…
Kim bilir kaç kişinin yüreğine umut tohumları serptik dünyaya gelirken.
Belki de o küçük çığlık geleceğe dair bir önsezinin dışa vurulmuş haliydi. Kim bilir!
Aldığımız her nefeste bir duygu sakladık. Kimi zaman düştük ağladık kanayan yaramıza, kimi zaman güldük geçtik ağlanacak halimize.
Zamanla büyüdü acılarımız,mutluluklarımızı küçülterek. Çocukken daha kolay atlatıyorduk üzüntüleri. Bir yerimiz acıdığında annemiz öperdi ve acı birden kesilirdi. Şimdi ise “Ya o sihirli öpücük bir daha hiç konmazsa acıyan yüreğimize” diye korkmaya başladık.
Korkuyoruz gelecekten… Korkuyoruz başımıza geliceklerden… Neyin iyi neyin kötü olduğunu bilememekten.
Ama ne olursa olsun hep gülmeyi seçtik. Dalga geçiyoruz hayatla. Ne yaşarsak yaşayalım inadına güldük. Ufacık şeylerden kocaman sevinçler çıkardık. Aslında mutluluk çok da uzağımızda değil. Kimi zaman ilk bahar sabahında kimi zaman bir bebeğin bakışlarında.
Hayata karşı direnç kazanmak, gözyaşlarımıza yenilmemek için küçük tebessümleri toplayıp büyük kahkahalar atmak lazım bazen.
Çok gülenler değil midir en çok ağlayanlar zaten… "




2 yorum:

  1. Zamanla büyüdü acılarımız,mutluluklarımızı küçülterek.çok iyi yazmışsın tebrikler..

    YanıtlaSil

Aman efendim yorum yapan elleriniz dert görmesin :))